SON DAKİKA

BAŞKAN ÖZDEMİR: “MERSİN NARENCİYENİN BAŞKENTİDİR”

DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, YEREL HABERLER

ENFLASYONLA TOPYEKÜN MÜCADELE PROGRAMI’NA ELİT AJANS’TAN TAM DESTEK

DÜNYA, EKONOMİ, GENEL, GÜNDEM, SİYASET, YEREL HABERLER

MERSİN ÜNİVERSİTESİ’NDE BİR İLK!

GENEL, SAĞLIK, TEKNOLOJİ, YEREL HABERLER

CİNSEL SUÇ TEORİLERİ VE İLKEL İNSANA BAKIŞ-5

Bu haber 08 Kasım 2018 - 16:32 'de eklendi ve 39 views kez görüntülendi.

Özellikle son zamanlarda Tarikat evleri, Cemaat yapılanmaları, Dini eğitim veren kurumlar ve Çocuk yuvalarında ardı ardın yaşanan cinsel suç oranlarında yaşanan artış ve bunun en korunmasız yaş grubuna yani çocuğa yöneltilmesi konunun irdelenmesini zorunlu kılmıştır.

Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımı incelendiğinde, %30’unun 2-5, %40’ının6-10, %30’unun 11-17 yaş grubunda olduğu görülmektedir. Görüldüğü gibi olguların %70’i çok küçük yaş grubunu oluşturmaktadır. Dünyada yaşanan istismar olaylarına baktığımızda bu oranın kız çocuklarında erkeklere göre 3 kat daha sık yaşadığını görürüz ancak bizim Ülkemizde oran daha yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96’ı erkek, %80’i de çocuğun tanıdığı biridir. Dünyada çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken Türkiye’de bu oran %10 ila %53 arasındadır. Cinsel suç işleyenlerin öğrenim durumlarına bakacak olursak cezaevinde yatanların %34’nün ilköğretim mezunu olduğunu görüyoruz.

Bu yazımızın konusu Cinsel suçları işleyen insanların suç işleme eğilimine yönelten Sosyolojik, Psikolojik, Antropolojik teorilerden bahsetmek ve Cinsel suçların sebeplerini anlamaya çalışmaktır. Çünkü bir sorunun nedenlerine ne kadar hâkim olursanız çözüm yollarını üretmede o kadar kolaylaşır.

Sosyal Öğrenme Teorisi: Çocukken cinsel istismara uğramış olmak ya da evde veya başka bir yerde cinsel istismar görmüş olmanın sonucunda öğrenilmiş bir davranış şekline dönüştüğünü kabul eden teoridir.

Sosyal Kontrol Teorisi (Kültürün Suçlu Davranışına Etkisi): Genel kabul gören ve normal kabul edilen Toplumun ayıplamasından ya da hukuk kurallarına bağlı olarak suç işlemekten çekinerek sapkın bir cinsel davranışta bulunmayı tercih etmemektir. Ancak bağlanma sorunu yaşayan, içinde bulunduğu toplumun kurallarını kabul etmeyen, davranışları için mesuliyet hissetmeyen ve Toplum içerisine girmeyen kişilerin, sahip oldukları sapkın hislerini sapkın davranışlar haline getirmeleri daha kolay olacaktır.

Rasyonel Tercih Teorisi (Riskleri tartma ve tercihler): Birey bir suça karışıp karışmama konusunda hesap yapar. Fayda-götürü analizi yaparak lehine-aleyhine olan durumları tespit eder. Cinsel suçlular üzerine yapılan çalışmalara göre cinsel saldırganların kurbanlarını ve onlara yaklaşım şekillerini planladıkları, ayrıca kurguladıkları senaryoyu uyguladıkları görülmüş.

Sosyal Reaksiyon Teorisi: Bu teori Cinsel suçlunun Toplumda Sapık damgasını yedikten sonra bu damgalamayı kendinde içselleştirdiği ve suçu yeniden işleme ihtimalini artırdığını savunur.

Biyolojik Teori: Saldırganlık ile yüksek Testosteron seviyesi arasında bir ilişki olduğuna yönelik varsayımlar vardır.

Psikodinamik Teori: Çocukluk gelişim dönemlerinde yaşanan ve üstesinden gelinemeyen problemler cinsel sapkınlığa etkendir. Bu teoriye göre insan ruhunu şekillendiren 3 temel eleman vardır. Bunlar İd, Ego ve Süper EGO’dur. İd, içgüdüsel insan dürtülerinin meydana geldiği bilinç dışı alandır. İd, doğrudan tatmin edilmeyi isteyen ‘Dürtülerin memnun edilme prensibi’ tarafından yönetilir.

Freud modelinin 2.kısmı EGO’dur. Ego bilinç dahilindedir ve gerçeklik prensibi tarafından yönetilir ve her şeyin bir yeri ve zamanı olduğunu kabul eder.

Süper ego, ceza ve ödülü sağlayan, davranışları açıkça belirleyen, geçmiş tecrübeler tarafından desteklenen bilinç üstü kısımdır.

Bu teori, cinsel saldırganların, güçlü süper egolarının eksik olduğunu ve ilkel İd tarafından yoğun şekilde etkilendiklerini öne sürer.

Bilişsel Davranışçı Teori: Bu saldırganlar genellikle, cinsel sapkın davranışlarını minimize ederler ya da doğrudan reddederler veya bu davranışı legalleştirirler. Cinsel saldırganlarda mağdurlara yönelik empati eksikliği vardır ve bu kişiler, cinsel davranışı kendilerinde hak gibi görmektedirler.

Bu tip saldırganların yaygın söylemleri, çocuklara seksi öğrenmeleri için yardım ettikleri, seksüel eğitimin çocuklar için iyi olduğunu, çocukların bu şekilde eğlendiklerini, çocuğa yapılan herhangi bir zarar olmadığını, seksüel dokunuşu çocuğun başlattığını ve çocuğun hareketlerinin ve görünüşünün olduğundan daha olgun v.b şeklindedir.

Tüm cinsel saldırganlar, diğer insanlarca oluşturulan sosyal işaretleri yanlış-kötü okuma eğilimindedirler ve mağdurlardaki kızgınlık, korku gibi duyguları anlamada zayıftırlar. Bir çocuğun arkadaşça davranışı, saldırgan için, çocuğun o kişi ile seks istediğini düşündürecek yanlış bir yanılsamadır.

Bir istismarcı sosyal ilişkilerinde etkinliği zayıf ve özsaygı eksikliğinden mustarip ise, kontrol ve güç isteğini kendinden güçsüz olan çocuğa yöneltecektir.

Yine Psikoanalitik teoriye göre de,  Odipus kompleksi ve hadım edilme endişesi, yetişkinlik döneminde kişinin yetişkin kadınlarla ilişki kurmasını ya zorlaştırır ya da imkansız kılar. Bu seksüel ve duygusal ihtiyaçların yetişkin ilişkilerinde karşılanmaması durumunda ilgi çocuklara yönelebilir.

Son olarak Duygusal Denetimsizlik Teorisine göre negatif duygularını kontrol etmekte güçlük çeken bireyler yetersizlik ve üzüntülü zamanlarında sosyal destekten de mahrum kalırlarsa kızgınlıklarını kontrol etmede problemler yaşayabilirler ve partnerlerini cezalandırma yolu olarak çocukları cinsel istismara yönelebilirler.

Tüm bu teoriler dikkate alınarak Cinsel istismar ile mücadele öncelikle farkındalığın artırılması bu konu hakkında çocukların ve ebeveynlerinin eğitilmesi ,mağduriyet durumunda olayın saklanıp örtbas edilmesi yerine kanuni yollara başvurulması ve Ceza sisteminin mağdur lehine ağırlaştırılması yani caydırıcı olması sağlanmalıdır. Sosyoekonomik ve kültürel açıdan zayıf kapalı toplumlarda Cinsel saldırı davranışının çok daha yaygın ortaya çıktığını biliyoruz. Gelişmişlik parametrelerinin birden çok ve evrensel olduğunu unutmadan çağdaş, laik, açık ve bilimsel parametrelere sadık kalarak eğitim sistemimizi gözden geçirmenin zamanı çoktan geçmedi mi?

Dr. Ruhsar UÇAR
Dr. Ruhsar UÇARruhsarucar@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım