“ADVO CATUS” « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

“ADVO CATUS”

Bu haber 05 Nisan 2021 - 1:17 'de eklendi ve 89 kez görüntülendi.

Toplum hayatını sağlıklı, adil ve insani bir şekilde sürdürebilmek için üç ayaklı bir yargı sistemine ihtiyaç vardır. Neden üç ayaklı diyoruz? 2 değil, 4 değil, 5 değil… Basit bir tesadüf mü? Hayır. Çünkü tek ayaklı ya da iki ayaklı bir taşıyıcı, görevini tam olarak yerine getiremez; devrilir. Üzerindekileri taşıyamayacak kadar dengesiz olur. Güven vermez. Eğer ayak sayısı artarsa da, bu defa her bir ayağın etki ettiği gücün azaldığını görürüz. Üç ayaklı bir taşıyıcı; en dengeli formüldür. Öyle ki; ayaklardan bir tanesi kısa ya da uzun kalsa bile, diğer ayaklar sağlam olduğu sürece denge bozulmayacak, sallantı olmayacaktır. Deneyebilirsiniz.

Tarih boyunca kıymetli varlıklar hep 3 ayak üzerinde güvenceye alınmıştır. Bu nedenle tıpkı Leonardo’nun şövalesini, Ara GÜLER’in kamerasını, Galileo’nun teleskobunu taşıyan kaidelerin üç ayaklı olduğu gibi; hukuk sistemi de üç ayaklı bir taşıyıcının üzerinde inşa edilmiştir. Bu sayede kusursuz bir denge sağlanacağı bilinir.

Son yıllarda medyanın 4. Ayak olduğu görüşü de savunulmaktadır, ancak unutulmamalıdır ki; taşıyıcıya eklenecek her bir ayakla, diğer ayakların etkisi bölüşülmüş ve dengeli yapı azalmış olacaktır. 4 ayaklı bir yapıda ayaklardan birinin arızalı olması dengeyi tamamen bozar ve yıkım başlar.
İddia, Savunma ve Hüküm; yılda bir gün zoraki olarak kutlanıp daha sonra rafa kaldırılamazlar… Yargı sistemini ayakta tutacak olan denk güçler bütünüdür. Bu üç ayaklı dengeden herhangi birisinin eksikliği, taşıyıcının artık taşıma kabiliyetini yitireceğini ve üzerindekilerin yerlere dökülüp ciddi sorunlar yaratacağına işarettir. Pek çok düşünüre göre bu kavramlar doğrultusunda gelişen hukuk sistemi; devletin var olma sebebi ve hatta devletin meşruiyetinin garantisidir.
İddia, Savunma ve Hüküm birbirlerine muhtaç değerlerdir. Birinin eksikliği diğer ikisinin yok hükmünde olmasına ve meşruiyetinin sorgulanmasına sebep olur. Savunma, yani avukat; ortadan kalkarsa iddia ve hükmün varlığı artık meşru kabul edilemez. Bu nedenle hakim ve savcıların mesleklerinin akla, mantığa , vicdana ve adalet duygusuna hitap edebilmesinin garantisidir Avukatların gücü. Bu güç, avukatların kişisel ihtiyaçları için değil; yargı sistemini ayakta tutmak için ihtiyaç duyulan bir güçtür. Savunmanın gücüdür. Devlet otoritesi karşısında güçsüz olan vatandaşın gücüdür. Hep toplumun bir adım önünde, elitist ve bilgelik dolu olmuştur. Advo Catus* denmesinin sebebi de budur.

Güncel bir örnek verelim; son günlerde hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle kadının toplumdaki yeri tekrar konuşulmaya başlandı; ancak, avukatlık mesleği, bu tartışma seviyesinin çok üzerindedir. Cinsiyet ayrımının olmadığı tek meslek avukatlıktır ülkemizde. Neredeyse yarı yarıyadır kadın ve erkek sayısı. Hatta umuyorum ki ilerleyen yıllarda kadın avukat sayısı, erkek avukat sayısını da geçecektir. Peki bu bir tesadüf müdür? Hayır, tarihsel süreç içerisinde mesleğin bağımsız bir meslek olarak konumlandırılmış olmasının sonucudur kadının bu denli etkin olması.

Hükümetler avukatlarla iyi anlaşamazlar, özellikle de yukarıda saydığım nedenlerden dolayı meşruiyeti tartışmalı hükümetler avukatı sindirmek isterler. Ülkemizdeki mevcut hükümetin de sıklıkla gündemine gelmektedir avukatlar. Barolarla yaşanan fikir ayrılıkları, avukatları sindirme çabaları, savunma hakkının kısıtlanması ve diğer baskılar boşuna değildir. Hakim ve savcıların maaşını verip kontrol ettiği gibi avukatları da kontrol etmek isteyen bir hükümetin karşısındaki güçtür avukat.

Mussolini “avukatlar olmasa İtalya’yı daha iyi yönetirdim” derken; ülkemizde 1925 senesinde çağdaş bir hukuk sistemi yaratmak amacıyla Atatürk’ün çok önem verdiği Ankara Hukuk Mektebi kurulmuştur. Bu okula verilen öneme binaen okulun açılışı TBMM Genel Kurulu’nda yapılmış ve hatta bir süre boyunca dersler TBMM binasında görülmüştür. Öğrencilere, yasama faaliyetlerini genel kurul salonunda takip etme fırsatı verilmiştir. Hukukçuları sindirmeye çalışanlara hatırlatmak gerekir ki bu ülkenin harcında hukukçular vardır.
Binlerce yıldır, öldürülmeye, hükümetlerin baskısına, zorlu meslek koşullarına karşı mücadele eden avukatların günüdür 5 Nisan. Yaşam ve meslek koşullarının iyileştirilmesi kendileri için değil, çağdaş toplumun gerekliliği içindir. Tüm meslektaşlarımın avukatlar gününü kutluyor, görevleri başında öldürülen meslektaşlarımızı saygıyla anıyorum.

*“üstün, ayrıcalıklı, güzel konuşan”

Alper ŞAHİNOĞLU

Av. Alper Şahinoğlu
Alper Şahinoğlualpersahinoglu@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
https://www.mansetmersin.com/wp-content/uploads/2021/04/250x300-scaled.jpg