BU YANGIN DÜNYAYI YAKAR! « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

BU YANGIN DÜNYAYI YAKAR!

Bu haber 31 Mayıs 2020 - 1:22 'de eklendi ve 130 kez görüntülendi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde polis her yıl ortalama 1000 kişiyi öldürüyor. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda, polisin sivillere karşı gereken oranda dikkati ve özeni gösterdiğini söylemek zor. Çoğu zaman en ufak bir olayda bile çekinmeden silahlar ateşleniyor.

ABD’de Minneapolis kentinde, korkunç bir olay yaşandı. Polis, etkisiz hale getirmiş olduğu, yerde yatan şüphelinin boğazına bastırarak boğulup ölmesine sebep oldu. Görüntüleri hepimiz izledik. İzlerken insanlığımızdan bir kez daha utandık. Şüpheliyi öldüren polisin cezasız kalacak olması ihtimali ortaya çıkınca; halk sokaklara indi. Polisin sert tepkisi ise olayları bir isyana dönüştürdü.

New York Times’da yer alan bir haberde Minnesota eyalet başsavcısı Keith Ellison’ın son olaydan önce de toplumdaki gerginlikten bahsettiğini görüyoruz. Yani George Floyd vakası, sadece son damla. Olaylar devam ediyor. Bana kalırsa büyük bir yangının başlangıcıdır bu. İnsanların kolay kolay sakinleşeceğini sanmıyorum. Dahası; başka ülkelere de yayılma ihtimalini görüyorum. Bir yandan aylardır süren pandemi, diğer yandan baskıcı hükümetlerin gücü altında ezilen halk; eninde sonunda zaten patlayacaktı.

Pandemi krizinin, tüm devletler için yasaların dışına çıkabilme, demokrasiyi yer yer rafa kaldırabilme fırsatı yaratacağını daha önceki yazılarımda dile getirmiştim. Demokrasinin özümsenmediği her ülkede olması bekleneceği gibi; hükümetler, muhalefeti susturma fırsatını kaçırmayacaktır. Hali hazırda muhalefetin zaten susturulmuş olduğu ülkelerde ise baskıcı uygulamalar corona bahanesiyle meşru bir zemine oturtulmaya çalışılacaktır. Tartışmaya açık olan özgürlüklerle ilgili kısıtlamalar artık tartışılmaya bile gerek duyulmadan kanıksanacaktır.

Örneğin ülkemizde salgın önlemleri kapsamında olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmeksizin, sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu durum iyi niyetli ya da salgını önlemek amaçlı da olsa, anayasanın açık bir ihlaliydi. OHAL ilan etmeden sokağa çıkma yasağı uygulanamaz. Sırf kılıfına uysun diye bu yasağın adının “sokağa çıkma sınırlaması” olarak kamuoyuna duyurulması; kanuna karşı hile niteliği taşımaktadır. İsim değişikliğinin, anayasayı bertaraf etmek amacıyla yapıldığı çok açık.

Önceki yazılarımda da OHAL ilan edilmeden sokağa çıkma yasağı ilan edilemeyeceğini söylemiştim. Şunu bilmeliyiz ki; salgın paniği nedeniyle hukuksuzluğu görmezden gelmek, ileride çok daha büyük sorunlara yol açacaktır.
Diğer yandan son 10 yıldır polis devleti olmak yolunda sağlam adımlarla ilerleyen ülkemizde de, pandemi kriziyle birlikte özellikle jandarma, polis ve bekçi gibi kolluk güçleri tarafından gerçekleştirilen hak ihlallerinin yaşandığını görmeye başladık. Bu noktada tüm kolluk güçlerini değil, yalnızca hukuksuz hareket eden kesimi kastediyorum.

Kişi başına düşen polis ve jandarma sayısında Avrupa lideriyiz. On binlerce öğretmen atama beklerken, bekçiler, elleri arkalarında, hükümetin eli, kolu edasıyla kasıla kasıla geziyorlar sokak aralarında. Sosyal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla pek çok hukuksuzluğa konu oluyorlar. Corona bahanesiyle sokaktaki insanın yaşam biçimine de müdahale etmeye başladılar.

Salgın krizi ortamında baroların muhalif yapısının değiştirilmeye çalışılması da otoriter yönetimin farklı bir yüzünü görmemizi sağlıyor. Uzun süredir baroları susturmak isteyen bir hükümet için pandemi krizi bulunmaz bir fırsat. Hükümeti eleştirmekten dolayı cezalandırılacağını düşünen pek çok avukat, içinde bulunduğumuz şu dönemde cezaevine girmeyi göze alamıyor. Vermiş olduğum üç örnek, buzdağının görünen kısmı. Şu anda hiçbir mekanizma otoritenin gücünü sorgulayacak durumda değil.

Toplumlar iyice gerildi, insanlar aylardır evlerinde, eğer yetkili kişi olsaydım; halkın sinir uçlarıyla daha fazla oynamamayı tercih ederdim. Trump’ın deli saçması açıklamaları olmasaydı muhtemelen olaylar daha çabuk kontrol altına alınacaktı. Zamanla otoriter baskı ve pandemiye; açlık, işsizlik, yokluk, ekonomik kriz gibi unsurlar da eklenince sonuçlar korkunç olabilir. Küresel pandemi, küresel bir başkaldırıya ve kaos ortamına dönüşebilir. Olaylar bir kere kontrolden çıktığında ise alınacak hiçbir önlem yeterli olmayacaktır. Devletlerin bunu görmesi gerekiyor.

ABD’deki korkunç olayı kınamak güzel ama zaten uzunca bir süredir sallantıda olan demokrasimizin pandemi kriziyle birlikte tamamen ortadan kalkma ihtimalinin olduğunu unutmayalım. ABD’deki o olaydan ders çıkarmaya bakalım. Küçük bir kıvılcım, istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bunu sadece ülkemiz için değil, tüm dünya devletleri için bir tehlike olarak görmekteyim.
Barış ve huzur içerisinde sağlıklı günler dilerim.

Av. Alper Şahinoğlu
Alper Şahinoğlualpersahinoglu@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
https://www.mansetmersin.com/wp-content/uploads/2021/04/250x300-scaled.jpg