CORONA SONRASI DÖNEMDE HUKUK SİSTEMİMİZ « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

CORONA SONRASI DÖNEMDE HUKUK SİSTEMİMİZ

Bu haber 05 Nisan 2020 - 18:48 'de eklendi ve 202 kez görüntülendi.

İçinde bulunduğumuz küresel salgın krizi sırasında ve sonrasında yapılacak olan tercihler, alınacak olan kararlar; tarihi yeniden yazacak. Bu tercihlerin bir kısmı kendiliğinden oluşurken, bir kısmı da zamanın ruhunu okuyabilenlerin iradesi sonucunda ortaya çıkacak. Beraberce yeni bir çağın başlangıcına tanıklık ediyoruz. Öyle sanıyorum ki; yüzyıllar sonra tarih kitaplarında 2020 senesi bir milat olarak anılacak. Toplum bilimciler Coronadan Önce ve Coronadan Sonraki Dönem şeklinde insanlık tarihini sınıflandıracak. Dünya algımız tamamen değişirken; eğitim, hukuk, din, finans, tıp, ulaşım, üretim başta olmak üzere pek çok alanda köklü değişiklikler olacak. Yeni Dünya Düzeni’ne hazır mıyız?
İnsanlar günümüzde birbirine yalnızca bağlı değil, aynı zamanda da bağımlı. Birbirine bağımlı ve kenetlenmiş bir organizmanın hücreleriyiz. Bu bağımlılık ve kenetlenmişlik, faydalı şeylerin aktarımının yanında, günümüzde olduğu gibi insanlık için zararlı şeylerin de hızlı yayılımına olanak veriyor. Dünyanın bir ucunda ortaya çıkan salgın hastalık, kısa sürede tüm önlemlere rağmen dünyanın tamamını ele geçirebiliyor.
Haftalardır tüm dünya evlerine kapandı. Zorunlu haller haricinde dışarı çıkmak kısıtlandı. Önemli toplantılar, buluşmalar, iş görüşmeleri ve alışık olduğumuz üzere fiziken yapılan pek çok aktivite, online olarak yapılmaya başlanıldı bile. Fiziken bulunulmak zorunda olunan tüm aktivitelere haklı olarak şüpheyle yaklaşılıyor. Daha şimdiden selamlaşma protokolleri bile değişti.
Salgın pek çok sorunu da beraberinde getirmeye başladı bile. Hukukun her alanında etkisini hissedecek olsak da, İş Hukuku alanında öncelikli olarak sorunlarla karşılaşacağız. İşçi ve işveren ilişkilerini düzenleyen İş Hukuku alanı, ekonomik hayatın sarsıldığı bu günlerde dikkat edilmesi gereken bir konu. İŞKUR, virüs salgınını “Zorlayıcı Sebepler” (4857 Sayılı Kanun, md23,24) kapsamında olacağını duyurdu. Bu da, işyerindeki çalışma sürelerinin geçici olarak azaltılması veya durdurulması hallerinde, üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir uygulama anlamına gelmekte. İstihdamın sağlanması için teşviklerin geleceği de kamuoyunun gündeminde. Alınan hiçbir önlemin salgının yarattığı ekonomik sorunları çözemeyeceği kesin, salgın sonrası hayat normale dönmeye başladığı anda iş mahkemelerinde bir yığılma olacaktır. Umuyoruz ki, konuyla ilgili önlemler alınmıştır. Aksi takdirde özellikle de işçiler açısından pek çok hak kaybının yaşanması muhtemeldir.
Bir süredir adliyelerde SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 52, 58, 94, 147/1-h, 180, 196 ve 219 uncu maddelerinde öngörülen ifade alma, sorgu ve duruşma işlemlerinde halihazırda kullanılıyor. Teknik anlamda başarılı sonuçlar vermekte. Pek çok hukukçunun hak kayıplarına neden olabileceği sebebiyle eleştirdiği SEGBİS, artık bir zorunluluk haline gelecek, olumsuz yönleri görmezden gelinecek ve daha az eleştirilecek diye düşünüyorum. Bir mahkeme salonu dolusu insanın birbirlerine virüs bulaştırma ihtimali görmezden gelinemez.
Salgın önlemleri kapsamında hükümlü ve tutukluların dışarıyla temaslarının kesilmesi için bütün görüşler, avukat görüşmeleri, özel izin hakları ve bir takım etkinlikler kısıtlandı. Kısıtlamaların sonucunda kimi ülkelerde mahkumlar ayaklanma başlattı. Pek çok cezaevinin önünde tutuklu ve hükümlü yakınları toplandı. İsyanların artacağı öngörülüyor. Önümüzdeki dönemde cezaevi görüşlerinin video konferans yoluyla yapılacağına şüphem yok. Ancak bu noktada teknik imkanların yetersizliği, aksaması ya da kontrol altına alınması gibi sorunlar ortaya çıkacak ve bu sorunlar hak ihlallerine yol açabilecektir. Örneğin CMK m.154 ; “Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.” Demektedir. Görüşmeler tele konferans yöntemiyle yapılırsa eğer avukatın tutuklu ile özel ve gizli görüşme hakkı korunabilecek midir? Ülkemiz hukuk sisteminde yaşadığımız tecrübeler bunun pek de mümkün olmadığını bize söylüyor. Dikkat edilmesi gereken bir konu.
Salgından önce de avukatların duruşmalarda fiziken hazır bulunmak yerine SEGBİS Sistemine benzer şekilde video görüşme yöntemi ile duruşmalara katılabilecekleri hatta bunun bir an önce hayata geçmesi gerektiği söyleniyordu. Bu düşüncenin ilk fırsatta hayata geçirileceğini düşünüyorum. Yani artık adliyelerde cübbeleriyle dolaşan, duruşma salonlarında sıra bekleyen avukatları daha az göreceğiz. Adalet saraylarının bu denli büyük olmasına gerek kalmayabilir. Ancak sıkıntı şu; mevcut sistemde avukatlar adliyelerde fiziken bulunsalar dahi pek çok sorunla karşılaşıyorlar, kişisel ya da mesleki hak ihlallerine uğruyorlar. Telekonferans yöntemi yeni hak ihlallerine yol açabilir.
Ülkemiz teknoloji üreten bir ülke değil. Yazılım ya da donanım anlamında yerli çözümlerimiz çok az. Dışarıya bağımlıyız. İnternet hızımız diğer ülkelere göre oldukça düşük ve fiyatı yüksek. Barolarımız ya da Türkiye Barolar Birliği’nin bilişim ve gelecek konusundaki çalışmaları çok kısıtlı. Daha henüz UYAP Sistemi (Ulusal Yargı Ağı Projesi) bile sorunlarla boğuşurken ve hiçbir barolar bilişime bu kadar yabancıyken bir avukat olarak korkmamak elde değil.
Yapay Zeka çalışmaları Corana Sonrası dönemde daha da hızlanacaktır. En büyük etkisini hukuk alanında göstereceğine şüphem yok. Yapay zekayı ya hukukçular kontrol edecek ve hukuk sistemimizde yer almasını sağlayacak ya da özel girişimler avukatı sistemin dışına atan yazılımları uygun fiyatlarla piyasaya sürecek ve avukatlık mesleğini yok edecek.
Son dönemde hukuk sistemimize “Alternatif uyuşmazlık çözümü” olarak arabuluculuk kurumu da eklendi. Tarafsız bir üçüncü kişi olan arabulucu ile hukuki sorunlarını çözmeyi amaçlayan tarafların, arabuluculuk müzakerelerine bizzat katılması esastır. Her ne kadar yorum yoluyla kanun ve yönetmelikteki bazı hükümlerin tele konferans yöntemine izin verdiği görüşü hakim olsa da, salgın krizi sonrasında arabuluculuk görüşmelerinin tele konferans sistemiyle yapılabilmesi için net bir düzenlemenin yapılması beklenilmektedir.
İnsanoğlunun şimdiye kadar karşılaştığı tüm sorunlardan sağ çıkıp yaşamını devam ettirebilmesinin en büyük nedeni değişime ve yeniliğe olan açıklığıdır. “Ben değişmem” “en doğrusunu bilirim” diyenle zamanın ruhunu kavrayıp değişime açık olanların arasındaki bir mücadeledir aslında tarihimiz. Zamana uyum sağlayamayanlar yok olurken, uyum sağlayabilenler hayatta kalmayı başarmışlardır. Evrim her alanda olduğu gibi hukuk alanında da devam etmektedir.
Bir avukat olarak bir süredir meslektaşlarımla avukatlık mesleğinin geleceği hakkında konuşuyoruz. Mesleğin, dijitalleşen dünyaya ayak uydurmakta zorlanacağını, artık bildiğimiz anlamda adliyelere ve hatta avukat, savcı, hakim gibi meslek dallarına daha az ihtiyaç duyulacağını söylüyordum.
Baro seçimlerinde yıllardır süregelen ucuz, anlamsız ve biribirini tekrar eden tartışmalara son vererek, geleceği konuşmamız gerektiğini ısrarla söylüyorum. Sağ-Sol tartışmaları, ırkçı ve mezhepsel tartışmalar tamamen bir zaman kaybı.

Bir süredir yeni dünyaya hazırlıklı olmamız gerektiğini söylüyordum ancak yeni dünya, beklentimden de hızlı şekilde kapımıza geldi, dayandı. Ya kapıyı açıp cesurca dışarı çıkacağız ya da yok olup gideceğiz. Yalnızca birkaç gün içerisinde bir takım yeniliklerin zorunlu hale geleceğini gördük. Kendi adıma, ön görülerimin gerçekleştiğini görmek gurur verse de, bu kadar hızlı bir değişime hazır olmadığımızı görmek ürkütücü. Yapay zeka, dijitalleşme gibi kavramların dışardan değil, hukukçuların kontrolü altında tutularak mesleğe entegre edilmesi gerekir.
Bütün meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Gününü saygıyla ve sevgiyle kutluyorum. Bu kadim meslek binlerce yıldır varlığını sürdürmekte. Bu devamlılığın mimarı Yunancada ‘üstün, ayrıcalıklı’ anlamlarına gelen ‘Advo Catus’ sözcüğünün hakkını ver
miş olan meslek büyüklerimizdir. Mesleğin binlerce yıl daha var olabilmesi için, avukatların geçmişi muhafaza ederek değişime ayak uydurması gerektiğini unutmayalım. 20.yy’dan kalma alışkanlıkları bir kenara bırakıp bırakıp geleceği gören hukukçular, savunma mesleğini yeniden inşa edecektir.
“Kral olmasaydım Bordeaux’da avukat olmak isterdim.”
18.Louis

Av. Alper Şahinoğlu
Alper Şahinoğlualpersahinoglu@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
mersin web tasarım

was kostet sperrmüll

İstanbul escortAtaşehir escortPendik escortKartal escortÜmraniye escortKadıköy escortAnadolu yakası escortAvrupa yakası escortMecidiyeköy escortFatih escortFındıkzade escortÇapa escortŞirinevler escortAvcılar escortBeylikdüzü escortHalkalı escortBahçeşehir escortBakırköy escortprivat modelle berlinabu dhabi escortporno izleseks hikayelerisex hikayeleriTwiter link kısaltmak