HAYAL ETMENİN DAYANILMAZ CAZİBESİ..! « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

HAYAL ETMENİN DAYANILMAZ CAZİBESİ..!

Bu haber 06 Kasım 2020 - 15:35 'de eklendi ve 27 kez görüntülendi.

Kİnsan yaşamı boyunca belli ya da belirsiz hayaller kurar. Kimi nettir kimi bulanıktır bu hayallerin. Burada netlik ve bulanıklıktan evvel, önemli olan öncelikle hayal edebilmektir. O yüzden net ya da bulanık olması ilk etapta çok şey değiştirmez; fark gerçekleşme durumu ile ilgilidir. Gerçekleşen mutlu ederken gerçekleşmeyenin mutsuz etmesi işin doğası gereğidir. Gelelim net ve bulanık olma meselesine.

Net olan hayalın hayal kırıklığı ile sonuçlanma ihtimali diğerinkinden daha yüksektir. Bulanık ya da belirsiz dediğimiz hayal her yöne çekilebileceği için insanın telefi mekanizması ile bundan istediği sonucu türetmesi daha olasıdır. Bu yüzden olsa gerek, bir şey olduğunu bildiğin ama ne olduğunu tam bilmediğin bir hayalin peşinden gitmenin cazibesi diğerine göre daha çekicidir.

Bulanık hayaller vadisinin başında durduğunuzda geleceğin belirsizliğinin dumanlı bulanıklığı içinde bir el sürekli size gel gel eder. Onun cazibesine kapılıp gidersin; bir şey olduğunu bilirsin ama bu bir şeyin tam olarak nasıl bir şey olduğunu bilmezsin. Seni ona doğru çekenin ne olduğunu tam bilemediğin bir düşün esrarıdır bu.. Bu yüzden de biraz daha çekicidir diğerlerine nazaran. Bu gerekli mi derseniz, bence gerekli..

O yüzden insanoğlu kendisi için gelecek tasarlar, düş kurar. Bu düş ve tasarıların bazılarını gerçekleştirir, bazılarını gerçekleştiremez. Bazılarını da bir ömür boyu içinin derinliklerinde taşır, gerçekleşmesi için çalışır, didinir durur. Ne ki onlar ya gerçekleşir ya gerçekleşmezler. Çoğunlukla da gerçekleşmezler, lakin gene de yaşam onları gerçekleştirmek için verilen mücadelelerle sürer gider.

Benim Hayalim..!

Bana gelince, benim de herkes gibi birçok hayalim vardı. Ya da ben çok hayal kuran biri olmadığım için bazı emellerim ideallerim vardı desem daha doğru olur. Bunların birçoğunu gerçekleştirdim. Kim bilir belki de kendime paye çıkarmak için öyle düşünüyor da olabilirim? Bilemem. Ama bildiğim bir şey var ki o da şudur: Benim yaşamım boyunca iki belirgin hedefim oldu diyebilirim. Aslında belirgin olan iki taneydi desem daha doğru olur..

Birini gerçekleştirdim, ama biri uğruna neredeyse bir ömür tükettim, hala gerçekleşmedi. Gerçekleşen akademideki idealimdi. Bu idealime ulaşmak için çok acı ve sıkıntı çektim, çok düştüm kalktım, sürgün oldum, üniversiteden atıldım ama yılmadım mücadele ettim, sonunda üniversitedeki en son paye olan profesörlüğe kadar yükseldim. Bu herhangi biri için sıradan bir başarı olabilir ama benim için gerçekten gerçekleşmesi zor bir hedefti. Zor olan, önemli olan profesörlük değildi, bütün engellemelere rağmen onu gerçekleştirmekti, uğruna verdiğim mücadeleydi. Yani bu uğurda yürüdüğüm yolun kendisiydi.. Ne ki bazen yürüdüğün yolun kendisi vardığın hedeften daha değerlidir; Everest’e çıkmak için verilen çabanın onun zirvesinde beş dakika durmaktan daha heyecan verici olduğu gibi. Kimi zaman insanlar kapıldığı hedefin cazibesi uğruna yolu unutur; oysa, o hedef, o yolu yürümene vesile olduğu için kıymetlidir. Bir de böyle bakmak lazım yaşam denilen gayya kuyusuna.

Derin Üniversitede Profesör Olmak..!

Üniversite hayatımda yaşadıklarımı “Derin Üniversitede Bir Profesörlük Öyküsü” adı altında kitaplaştırdım, bu kitap Öteki Yayınevi tarafından 2005 yılında yayınlandı ve çok ses getirdi. O kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız ne demek istediğimi. Anlamanın ötesinde bana hak vereceğinize eminim. Ben kendi kitabımı okuduğumda Yaşar Kemal’in arzuhalcisini hatırladım.

Hikâye şöyle: Adamın biri arzuhalci Yaşar Kemal’e gelip ağadan çektiği zulmü ve dertleri anlatıp bir şikâyet dilekçesi yazmasını ister. O zamanlar Adana Adliyesinin önünde arzuhalcilik Yapan Yaşar Kemal, “anlat yazayım” der. Adam anlatır arzuhalci Kemal yazar. Sonra adam “Hele oku bakayım ne yazmışsın arzuhalci” der. Arzuhalci “sen ne dediysen onu yazdım”, deyince, adam tatmin olmaz “sen gene de oku” diye diretir. Bunun üzerine arzuhali yazmış olan Yaşar Kemal başlar okumaya yazdığı dilekçeyi. O okudukça köylü hüngür hüngür ağlamaya başlar. Arzuhalci dayanamaz adama sorar, “Neden ağlıyorsun kardeşim?” Köylü, “Bakasına abi bana neler yapmış Ağa. Onun elinden ne zülüm çekmişim. Şimdi ben ağlamayım da kim ağlasın.” İşte böyle.

Bir gün kızım Seraf Sabiha Gökçen Havaalanında, uçaktan indikten sonra, beni aradı. Ağlıyordu. “Neden ağlıyorsun kızım, ne oldu?” diye sorunca, “Yok bir şey baba, kitabını okudum, ona ağlıyorum.” Durumu anlamıştım, onu teskin etmeye çalışarak “Ağlama kızım buna değmez”, deyince, tıpkı o adamanın Yaşar Kemal’e dediği gibi bana, “Baksana babacığım sana neler çektirmişler?” dedi. Kızım “Derin Üniversitede Bir Profesörlük Öyküsü” kitabımı okumuştu, mantığı böyle bir düzene isyan etmiş, körpe yüreği bana yapılanlara dayanamamış, hüngür hüngür ağlıyordu. Bana, insanları ağlatacak kadar dayanılmaz haksızlıklar ve zulümler yapmışlardı ama pes ettirememişlerdi. Sonunda onlara rağmen başarmıştım.

Ahmet Özer
Ahmet Özerahmetozer@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
mersin web tasarım

was kostet sperrmüll

İstanbul escortAtaşehir escortPendik escortKartal escortÜmraniye escortKadıköy escortAnadolu yakası escortAvrupa yakası escortMecidiyeköy escortFatih escortFındıkzade escortÇapa escortŞirinevler escortAvcılar escortBeylikdüzü escortHalkalı escortBahçeşehir escortBakırköy escortprivat modelle berlinabu dhabi escortporno izleseks hikayelerisex hikayeleriTwiter link kısaltmak