“KÖR FİKRİ’DEN İNTERNETÇİ ARKADAŞ’A” « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

“KÖR FİKRİ’DEN İNTERNETÇİ ARKADAŞ’A”

Bu haber 28 Eylül 2020 - 15:33 'de eklendi ve 722 kez görüntülendi.

Eğitimli insanı aşağılama, yeni bir fikri olan kişiyi bu fikrinden vazgeçirmeye çalışma, kelime oyunları yapmak, muhafazakarlık, yeniliklere kapalı olmak adeta ata sporumuz gibi. Hangi siyasi görüşten olduğunun önemi yok kişinin. Bu durum siyaset üstü bir şekilde genlerimize kodlanmış maalesef.

Şimdi size gerçek bir süperkahramandan bahsedeceğim. Aynı topraklarda yaşadığım için gurur duyduğum bir kahraman. Süleyman Fikri Mutlu, 1893 doğumlu. Mersin’in yaylalarından Ardıçpınarı’nda yörük bir ailenin oğlu olarak doğuyor. Hırslı ve zeki bir çocuk. Okuyor. Adana Öğretmen Okulu’ndan mezun oluyor, subay olarak atanıyor ve cephelerde geçen bir ömür yaşıyor; Trablusgarb, Kafkas, Filitsin, Doğu cephelerinde savaşıyor. Bir yandan savaşırken diğer yandan gittiği yerler hakkında araştırma yapacak kadar enetellektüel. Örneğin doğuda Dürzi ayaklanmasını bastırırken bir yandan da Dürziler hakkında araştırmalar yapıyor. Trablusgarb’da esir düşüyor, firar edip bir şekilde tekrar Çukurova’ya geliyor ve Kemalist direnişe katılıyor. Çukurova bölgesinde kuvayi milliye hareketini örgütlemiş ve yönetmiş. Mersin ve Tarsus’da cephelerde düşmanla savaşmış; vücudu defalarca ölümcül yaralar almış.

16 Ağustos 1920 tarihinde Tarsus’u kuşatmadan kurtarmak ve düşmanın Mersin’e girişini engellemek amacıyla Fransızların elinde bulunan Mersin’e 13km mesafedeki Küçük Ziyaret tepesine saldırı başlatılması kararı alınır. Fikri Mutlu, Alsancak Müfrezesi Komutanıdır. Saldırı sonucu 12 şehit verilirken, 18 de yaralı vardır. Yaralılardan biri de kahramanımız; Alsancak Müfrezesi Komutanı Fikri Mutlu’dur. Başından aldığı bir kurşun yarasıyla ağır yaralanmıştır. Öldü sanılır ama halen nefes aldığı fark edilince Kazanlı’lı Kurtuluş Ailesi’nin kadınları tarafından el yapımı bir sedye ile yürüyerek Gözneye götürülüyor. O dönemde Mersin işgal altında olduğu için Gözne; direniş merkezi konumunda. Gözne’de ilk tedavisinin ardından Karaman’a, sonra da Konya’ya askeri hastahaneye yetiştirilir. Hayattadır ama bir gözünü kaybetmiştir. Bir kez daha ölümün kıyısından dönmüştür ama bu durum kendisini yavaşlatmaz. İyileşir iyileşmez mücadeleye tekrar katılır. İstiklal madalyası ile ödüllendirilir. Sonraki yıllarda oğlu Kaya MUTLU, Mersin Belediye Başkanlığı, torunu Fikri SAĞLAR Kültür Bakanlığı yapmıştır.
Cephelerdeki savaş bittikten sonra Atatürk’ün emriyle; kuruluşunda önderlik ettiği pek çok sivil toplum kuruluşu aracılığıyla cehaletle savaşta en önde yer alır. Atatürk’ün vefatına kadar milletvekilliği yapar.

Milletvekilliği’nin ardından her ne kadar aktif olarak siyasetin içinde yer almasa da; çok partili döneme geçildikten sonra CHP bünyesinde yerel çalışmalara katılır.
O yıllarda siyasal İslamcılarının, gericilerin buluşma noktası; günümüz iktidarının örnek aldığı Menderes hükümetidir. Fikri MUTLU aleyhinde yapılan propaganda çalışmaları sonuçsuz kalmaktadır, gericiler bir kez daha yenilmektedir. Bunu hazmedemeyen Demokrat Partililer Fikri Mutlu’yu itibarsızlaştırılmak isterler. Bunu yapmak için de onursuzca bir yol seçerler. Küçük Ziyaret Tepesi Savaşı’nda kaybettiği gözü işaret edilerek “Kör Fikri” diye dalga geçilir kendisiyle, küçümsenir Atatürk’ün askeri.

“Kör Fikri” kendisiyle dalga geçen halk için bir gözünü, sağlığını, ömrünü adamıştır. Tıpkı Yakup Kadri’nin “Yaban” romanında halkını korumak için bir kolunu kaybeden ama aynı halk tarafından köy imamının önderliğinde dışlanan, küçümsenen Ahmet Celal gibi.
O günden günümüze bu coğrafyada ne değişti acaba diye bir düşünün. Sonuç çok acı. Bir adım bile ileri gidememişiz. Kendi kendimizi yemeye devam etmişiz. Fikri Mutlu’yu günlük siyasi çıkarlar uğruna karalamaya, itibarsızlaştırmaya çalışan, alaya alan zihniyet siyasal İslam adı altında iktidarda. Hepsi güç zehirlenmesine uğramış. Ahlaksızlıkta sınır tanımıyorlar. Yeri gelince “keşke yunan galip gelseydi” diyorlar ya da Atatürk ve İnönü’ye “iki ayyaş” diyorlar. Yine alaya alıyor, katıla katıla gülüyor ve utanmıyorlar.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis görüşmeleri youtube üzerinden canlı yayınlanıyor. Bunun, isabetli bir fikir olduğunu bir kez daha gördük.

İstanbul’da telefon hatları metrolarda çekmiyor ve internet kesintisi meydana gelmekte. Tüm dünyada olduğu gibi insanların internet bağlantısının metroda da devam etmesi için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi İYİ Partili Dr. Taylan Yıldız bir öneri dile getirdi. Bu öneri kabul görebilir, red edilebilir, tartışılabilir ama bunların hiç birisi olmadı. Ne oldu? Bakın;
Siyasal islamın vücut bulmuş hali olan Tevfik Göksu isimli şahıs tarafından “internetçi arkadaş” denilerek küçümsendi, itirbarsızlaştırılmaya çalışıldı.

Peki kimdir Taylan Yıldız, dalga geçilecek birisi midir? 1980 İzmir doğumlu. Boğaziçi Mezunu, MIT’de yüksek lisans derecesi var. Ardından Stanford Üniversitesi’nde doktora yapıyor. Bu sırada Google tarafından keşfediliyor ve üst düzey yöneticilere danışmanlık yapıyor. Kendisinin Amerika’da patent başvuruları bulunuyor. İşte size pırıl pırıl geçen bir hayat. Başarılarla dolu. Zamanı geldiğinde ülkesine dönmeye karar veriyor ve siyasete adım atıyor. Bilimi ve teknolojiyi yerel yönetimlerin kullanımına sunmak için işbirlikleri yapıyor. Doğa İçin Çal projesinde müzisyenlik ve direktörlük yapıyor. Daha nice başarısı var. Her zorluğu aşan, hayatı başarılarla dolu birisinden bahsediyorum sizlere.

Ne acıdır ki ülkesine bilgisini ve tecrübesini aktarmak yerine şark kurnazlarıyla mücadele etmek, yer yer onların seviyesine inmek zorunda kalıyor. Maalesef Taylan Yıldız’ın mücadele ettiği zihniyet, sürekli destek buluyor.
Örneğin, “ İnternetçi arkadaş” diyerek kahkaha atan Tevfik Göksu’nun keyfi yerinde, çünkü kardeşi yakın bir zaman önce Katar Büyükelçiliğine atandı, siyasal islamın başka bir boyutu olan Fetö hakkında söylediği övgü dolu sözler unutuldu, ihaleleri kaptı. Kahkahalarla gülüyor, ağlanacak haline Tevfik Göksu.
İşin diğer utanç verici tarafı da şu; Taylan bey’in vereceği tepkiyi bile bile bu şekilde konuşuyor Tevfik Göksu. Tahrik ediyor. Zorluyor. En ucuz şekilde kışkırtıyor. E tabi ne söyleyecek bir sözü var, ne de Taylan Yıldız’la yarışacak birikimi. En kolay yol bu. Kahkahalarla gülmek. Son gülen iyi güler diyelim.

Av. Alper Şahinoğlu
Alper Şahinoğlualpersahinoglu@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Emin Güleç7 Ekim 2020 / 14:35Cevapla

Kuvvacıların hepsinde Kutsal Savaşın (İsyanın) benzeri, (ayak, kol, organ,..) anıları mutlaka vardır.
Anıları önünde saygı ve minnetle eğiliriz. Mekanları Cennet, Yıldızlar yoldaşı Olsun.
Işıklar İçinde ve Rahat Olsunlar!

mersin web tasarım
https://www.mansetmersin.com/wp-content/uploads/2021/04/250x300-scaled.jpg