KORKU VE GELECEK « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

KORKU VE GELECEK

Bu haber 09 Mayıs 2020 - 15:54 'de eklendi ve 39 kez görüntülendi.

Bildiğimiz ilk insanın bir mağara duvarına bir insan eli yapmasından bugüne 50 bin yıl geçmiş. Bu sürede onca bina, yollar, uçaklar yaptı insanoğlu. Ama 50 bin yıl önceki insanın mutluluk katsayısının bugünkü insanın mutluluk katsayısından daha yüksek olduğunu söylüyor antropoloğalar ve pleontologlar. O zaman bunca debdebe, çaba, savaş, öldürme, eziyet neden?

İnsanoğlunun tarih içindeki gelişme serüveni taşla başlamış, toprakla kökleşmiş, makine ile devam ediyor. Önce taş aşkı, taş devri ile iki milyon yıl önce bizi maymunların arasından çıkarıp aldı. Sonra toprak aşkı on bin yıl önce bizi tarıma bağlayarak yeni bir uygarlık başlattı. 200 yıl önce de makine aşkımız başladı.

Makine aşkı

Lakin bu makine aşkı diğerlerine benzemiyor. Bu aşk ölümsüz mü ölümcül mü olacak bilemiyoruz. Yeni gelişmeler, böyle giderse, ölümcül olacağını söylüyor bize. Nitekim son yaşadığımız pandemi bunun doğada yarattığı tahribat ve hayvanlara yapılan eziyetin bir sonucu değil mi? Evet, bu makine aşkı ölümcül… Gelinen nokta makine ile insanoğlunun ilişkisi aklı başında herkesi korkutuyor, korkutmalı da…

Bir virüsün bizlere yaşattığı korku
​​​​
Bugün insanoğlunun kitlesel olarak yaşadığı en büyük korku corona virüsü salgını sürecinde yaşadığımız korkudur. Korku, para, onur ya da umut gibi sonradan öğrenilen duygulardan değildir. Korku ana duygularımızdan biridir. Misal, umut öyle değil, onu sonradan öğreniyoruz. Korku duygusu çok güçlü bir duygu… Harekete geçtiği takdirde insanı eyleme yöneltir. Bunun sonucunda iki yol çıkar önünüze: Ya kaçarsınız ya da kavga edersiniz. Kanımca şimdi kavga zamanı. Dünyayı kendi tatminsiz hırsları uğruna ateşe atanlara rıza göstermemeli itiraz etmeliyiz. Virüs ile mücadele ettiğimiz gibi insan yaşamını ve insanlık onurunu kendi çıkarları için hiçe sayanlarla mücadele etmeliyiz.

Ne ki korku öyle bir duygu ki kimi zaman insanları tutsak eder. Tutsaklık sadece zindanda olmaz, beyinde de olur. O nedenle zorbalar, diktatörler insanların beynine hitap eder, ya da onları bir korku sarmalına sokarak, sonunda her türlü eylemlerine biat ettirirler. Şimdi görüldüğü üzere insanlara bu korkular üzerinden her şeyi yaptırabileceklerini düşünüyorlar.

Covit 19 ile bu korkuyu yaşadık. Birçok yaşantıyı ilk defa dünya düzeyinde test ettik, ya da bize test ettirdiler. Bütün bir dünya korku temelinde neredeyse eşitlendi ve korkunun tutsağı haline geldi. Korku öne çıkınca da insanı duygu ve izan geri plana çekildi.

Duygusuz akıl ile nereye?

İnsanoğlunun bu gidişatı nerden bakarsanız bakın bir yönü, bir yeri eksik. Yüzbinlerce yıl aklımızı geliştirirken duyguyu hiç elden bırakmadık. Ama yeni dönemde makine ile kapitalin çiftleşmesi duyguyu gereksiz görüp fırlatıp attı. Hal böyle olunca da kendini her şeyden üstün gören bu tatminsiz varlık yeryüzünde her şeyi yapmayı da kendine mubah gördü. İşte tehlike de bu noktada başlıyor.

Yapılan işlerde genellikle ya akıl var duygu yok ya duygu iş başında akıl işlemiyor. Oysa biz insanız, makine değiliz. Bize ne duygusuz akıl ne de akılsız duygu lazım. İkisi de tek başına bir işe yaramaz. Çünkü akılsız duygu kör, duygusuz akıl ise sağır ve vicdansızdır. Şimdi ne yapıyorlar; sadece akıllı makinelerle izlemekle yetinmiyorlar, akıllı makinelere duygu yüklemek yoluyla onu insanla eşitlemek hatta (bilerek ya da bilmeyerek) daha üstün kılmak istiyorlar.

Hırs ve Nefs

Böyle bir çabanın içinde olan insanoğlu ne yazık ki kendindeki insanı hasletleri bir kenara bırakıp hırsının ve nefsinin kurbanı olmaya doğru gidiyor. Açgözlü kurtlar gibi sonu nasıl olacak diye düşünmeden önüne gelen her şeye ilerleme adına saldırıyor. Bu hırs, dizginlenemeyen bu açgözlülük böyle giderse bizi tüketecek, insanlığı büyük badirelere sürükleyecek.

Çünkü tatminsiz nefs öne geçince akıl geri tepiyor. Çoğu kez aklını kullanmayanlar nefsini, arzu ve isteklerini kullanır, onları tatmin etmek içinse her aracı kullanırlar. Böylece, aklını kullanmayan biri nefsine teslim oluyor, onun emrine giriyor. Ve Stefan Zweig’in ünlü roman karakteri olan Amok Koşucusu gibi koşarken hem önüne geldiği herkesi öldürüyor hem de sonunda kendinin sonunu getirecek bu koşuyu koşuyor!
Oysa düşünmeliyiz: Akıl bağ kurmak, kavramlar arasında ilişkili kurmaktır. O halde neden bağ kurmuyoruz. Niçin bizi felakete götüren süreci görmüyoruz? Bir insanın tarihinde kırk elli yıl uzun bir süre olabilir, ama dünya tarihinde üç beş asır, evrende ise kırk elli asır küçük bir zaman dilimidir. Felaket bize yetişmeyecek diye evlatlarımızı, bizden sonraki kuşakları feda mı edeceğiz?

Akıl nereye kadar?

Çok akıllı olduğumuzu ileri sürüp kendi kendimizi kandırmayalım. Çünkü akıl yalan söyler ama fizyoloji asla. Bugün gücü elinde bulunduranlar bir deve kuşu politikası güdüyor. Kendilerini yenilmez ve üstün görüyorlardı, topluma da öyle empoze ediyorlardı. Halbuki küçücük bir virüs bütün saltanatlarını sarayları ile zihinlerde yerle bir etti.

Hala çıkıp şöyle başarılıyız böyle başarılıyız diyorlar ve biz de inanıyoruz. Oyuna geliyoruz gibime geliyor. Gidişat o kadar sarhoş edici ki olup bitenin farkında değiliz. Emin olun, vakit gelip de irade ile biyoloji çatıştığında her zaman olduğu gibi biyoloji kazınacaktır. İş işten geçtikten sonra pişman olsa da son pişmanlık fayda etmeyecektir. Bir virüs buncasını yaptıysa daha büyük ve tahripkâr olanı da potansiyel olarak var demektir. O gün gelmeden şimdiden tedbir almak gerekmez mi?

Peki, tedbir tank top mu? Gene ilerleme teknoloji martavallarına sarılıp mücadele edeceğin şeye dönüşmek mi? Hayır kanımca çare bilimdir, çare sanattır, felsefedir. Bilim, sanat ve felsefe kötücül olana itiraz eder. İtirazını ‘bütün zamanların hoşnutsuzları’ adına dile getirir.

Sanat ve bilim var oldukça umutsuz olmamak lazım.

Ahmet Özer
Ahmet Özerahmetozer@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
mersin web tasarım

was kostet sperrmüll

İstanbul escortAtaşehir escortPendik escortKartal escortÜmraniye escortKadıköy escortAnadolu yakası escortAvrupa yakası escortMecidiyeköy escortFatih escortFındıkzade escortÇapa escortŞirinevler escortAvcılar escortBeylikdüzü escortHalkalı escortBahçeşehir escortBakırköy escortprivat modelle berlinabu dhabi escortporno izleseks hikayelerisex hikayeleriTwiter link kısaltmak