SANATIN YARATICI VE SAĞALTICI GÜCÜ İNSANLIĞI KURTARACAK..! « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

SANATIN YARATICI VE SAĞALTICI GÜCÜ İNSANLIĞI KURTARACAK..!

Bu haber 08 Mayıs 2020 - 21:06 'de eklendi ve 39 kez görüntülendi.

Dünya ya bir olacak ya da yok olacak…!

Ünlü İngiliz filozof Bertrard Rusall bir makalesinde, “dünya ya bir olacak ya da yok olacak!”, diyor. Alman meslektaşı İmmanuel Kant bu totolojik önermeye, “dünya barışı ideali” ile cevap verir. Dünyanın bir olmadığı, sürekli savaş içinde egemenlik kavgası sürdürdüğü, o nedenle de bir türlü barışa ulaşamadığı açık. Böyle giderse hem kendi türünü hem de doğayı yok etmeye devam edecek.

Peki o vakit, nasıl bir çözüm olmalı, diğer bir deyişle dünyayı ne kurtaracak? Bizim buna cevabımız; doğayı önceleyen, insana saygıyı önüne koyan anlayış kurtaracak, şeklindedir. Bunun da adı (bilimle birlikte) sanat olsa gerektir. Neden ve nasıl, sorularını irdelemek için iş gene gelip insana dayanıyor. (Bu noktada bilimin araştıran, anlayan ve açıklayan yönünü hiç söylemeye gerek yok zaten.)

İnsanın İhtiyaçları

Dünyaya ve doğaya hükmeden, insan denen varlığın üç temel ihtiyacı vardır:

1). Doğal ve zorunlu ihtiyaçları (yaşamak için hem doğal hem de zorunlu olan ihtiyaçlardır: yeme-içme- barınma gibi)

2). Doğal ama zorunlu olmayan ihtiyaçları (Bunlar yaşam için doğal ama yaşamak için zorunlu değildir, yapılmadığında insanın yaşamı son bulmaz. Cinsellik gibi.)

3).Ne doğal ne de zorunlu olan ihtiyaçlar. (Bunlar sonradan insan tarafından üretilmiş olan şeylerdir. Kültür gibi. Bu ihtiyacımız yaşamak için ne doğal ne de zorunludur, ama insan olabilmek için gereklidir. )

İnsan sosyal bir hayvandır

Yukarıdaki ilk iki ihtiyaç türü hayvanlar için de geçerli olan ihtiyaçlardır. Bizi hayvanlarla ortak yapan yanımız bu iki tür ihtiyaca dayanır. Hayvanlar da insanlar gibi yer içer ve türlerinin devamını sağlarlar. Yaşamlarını sürdürebilmek için kendilerine uygun barınma ortamlarına ihtiyaç duyarlar. Hayvanlar da diğer tüm canlı türleri gibi doğanın ve doğadaki eko sistemin bir parçasıdırlar. Biz de aynen onlar gibi doğanın ve doğadaki eko sistemin bir parçasıyız. Birlikte birbirimizi yok etmeden kökünü kurutmadan yaşamak durumundayız, hatta biz yaşamak için onlara daha çok muhtacız.

İnsan bu yüzden üçte iki hayvanlar alemi ile aynı özelliklere sahiptir. Onu hayvandan ayıran sadece üçte birlik bir bölümdür. O da zorunlu ve doğal olmayan ihtiyaçlarıdır. Nitekim hayvanların yapamadığı da bu üçüncü özelliktir; kültür ve sanattır, onları nesilden nesile aktaramamaktır. İnsan olarak bu özelliğimiz, bizi soysal, kültürel ve moral bir varlık haline getirir. Bu yüzden Aristoteles, insan sosyal bir hayvandır, demiştir.

Doğayı ve hayvanları katleden yanımız, kendimizi onlardan üstün görme, doğanın hakimi olarak görme yanlış akıl yürütmesine dayanır. İşte sorun bu noktada başlıyor. İhtiyaç yaşamak kadar olmalıyken bundan daha fazlasına ve ölçüsüzlüğe kaçtığında, hükmetmek, zevk almak için yok etmeye varıyor; ve maalesef bunun sonucunda doğal eko sistem büyük yara alıyor.

İnsan, hiçbir hayvanın yapamadığı vahşeti yapabilen tek varlıktır

İnsanların yanısıra hayvanlarda da akıl vardır. Sadece gelişme derecesi farklıdır. Nitekim yunus balığı, şempanze, karınca gibi hayvanlarda akıl ile yapılan öğrenme, yapma ve organizasyon yetenekleri ölçülmüştür. İnsan bu bakımdan insan ile hayvan arasında gerilmiş bir iptir. Gereklerini yerine getirdiğinde ipin önünde, yerine yetirmediğinde en arkasında yer alır yani hayvanların da gerisine düşer. Bu açıdan bakıldığında sadece aklını çalıştırma açısından aralarında derece farkı vardır.

İnsan zaman içinde ellerini kullanması sonucu aklı da gelişmiş ve her iki organ birbirini karşılıklı (fonksiyonel) olarak etkilemiş ve geliştirmiştir. Kaldı ki akıllı olmanın da öyle üstün bir şey olmadığını söyleyebiliriz. Çünkü neye göre üstünlük, bizden başka tür olarak bunu ölçecek başka birileri var mı? Ayrıca akıllı olduğu için hiçbir yaratığın yapmadığı vahşeti yapan da insandır, kendi türünü tasarlayarak, bilinçli bir biçimde öldüren tek varlık da gene insandır. İhtiyacı olmadığı halde zevke için vuran, kıran, öldüren, tahrip eden de gene aynı insandır. Hayvan bulunduğu ortamda sadece ihtiyacı kadar öldürücü olurken, bir insan bir günde binlerce insanı ve hayvanı geliştirdiği silahlarla, bombalarla katledebilmektedir. Bu tür insanı hayvandan nasıl üstün sayacağız?

Bizi hayvandan ayıran yan akıl değil vicdan ve kültürdür

Zorunlu ve doğal olamayan ihtiyaçlarımız kültür, uygarlık, felsefe, din, ve sanattır. Diğerleri potansiyel olarak doğaya ve yaşam hükmetmeyi içerirken sanat doğayı ve yaşamı anlamayı önceler. Yanısıra insanın vicdan sahibi bir varlık olması adalet duygusunu geliştirmiştir. Kurtuluş da o nedenle burada saklıdır, vicdanı köreltmemede…

Nietzsche’nin öngörüsü

Friedrich Nietzsche’nin bu konuda anlamlı bir tespiti var, der ki; insanoğlu ezelden beri iki büyük sorun yaşayagelmektedir; bunlardan biri eşitsizlik, diğeri de anlamsızlıktır. Yaşadığımız dünyasal sorunların büyük çoğunluğunun temelinde eşitsizlik vardır; kadın erkek eşitsizliği, zengin fakir eşitsizliği, ezen ezilen eşitsizliği, sömüren sömürülen eşitsizliği gibi. Bizde de Alevi – Suni, Müslüman -Gayrı Müslim, Kürt – Türk gibi öznel eşitsizlikleri de sayabiliriz. İnsan aklı zaman içinde eşitsizliği gidermek için hukuku bulmuş.

İnsanoğlu için diğer büyük sorun ise anlamsızlıktır (yaşamın anlamsız olduğu) meselesidir. Anlamsızlık girdabı insanı nihilizme (hiççiliğe) götürür. Bu da aktif olarak anarşizme ya da pasif olarak kendi kabuğuna çekilmeye götürür, hatta intiharla sonuçlanabilir. Aslında insanın hayvana zülüm etmesi, doğayı katletmesi bu yanına (anlamsızlık yanına) dayanır. İnsan aklı bunu aşmak için de sanatı bulmuştur.

Ne ki, ne sonunda ne o hukuka erişebilmiş ne de sanat ona.. mücadele sürüyor. Peki sanat nasıl kurtuluş yolu olabilir? Sanat insanın içindeki iyiyi ortaya çıkararak kurtarabilir insanlığı. Çünkü gerçek sanatın dışında hiçbir şey insanın içindeki iyiyi ortaya çıkarmak konusunda mahir değil. Örneğin eğitimi ele alalım. Eğitim iyi insan yetiştirdiği gibi kötü insanlar da yetiştiriyor. Hatta insanı büyük kötülükler yapan kötülere de dönüştürebilir. Nitekim dünyaya, doğaya ve kendi türüne en büyük kötülüğü yapanlar gene eğitimli insanlar değil mi? Silah tekellerinin başında savaşları çıkaranlar en ünlü okulların ve üniversitelerin diplomalarına sahip kişiler değil mi?

Din de kurtuluş olamamıştır.

Bugün en büyük bağnazlıkları, kötülükleri din adına yapmıyorlar mı? Geriye ne kaldı? Toplum, aile, arkadaş topluluğu. Bunlar da söz konusu eğitimden geçmiş, ya da benzer dinilere, inançlara sahip insanlardır nihayetinde. Ama sanat öyle değil. Sanat vicdanı köreltmez. Sanat yaşama anlam katar. İnsanı vicdanlı insan yapar. Vicdanlı insan da bilerek türüne ya da doğaya kötülük yapmaz.

Sanat insanı farklı kılar

Birçok düşünür sanatı, insanın fizik ve biyolojik yaşayışı dışındaki en zorunlu bir ihtiyaç, bir varlık olarak değerlendirir. Bunlara göre insanları hayvanlardan ayıran, onlardan üstün kılan özelliklerin başında sanat gücü gelmektedir. Konuşmak, gülmek, ağlamak gibi özelliklerin yalnız insanlara özgü bir üstünlük olduğu kanısı, hayvanların bu özelliklerden yoksun bulunduğu kanısı bugün eni konu sarsılmış bir görüş haline gelmiştir. Ama, insanlarla hayvanları birbirinden ayıran, birini ötekinden daha gelişmiş kılan sanat meselesi için böyle düşünmek mümkün değildir.

Hayvanların sanat karşısında heyecanlara kapılması, hele onların sanat alanlarında yaratma gücü gösterebilmesi akla bile gelmez. Öyleyse, insanı insan yapan, hayvandan ayrı, ondan daha ileri kılan özel niteliklerin başında sanat geliyor. İnsan, yeryüzünde, ruhunda sanatın heyecanını, ürpertisini duyan, sanat eserini yaratabilen tek canlıdır.

Sanat insana yaratıcılık gücü verir, onu böylece mutluluğa ulaştırır. Sanat, insanları hayvanlardan farklı ve şerefli kılmakla da kalmaz; birey olarak da, toplum olarak da insanların üstünlüğünü, geriliğini göstermeye de yarar.

Churchill’in sözü ve sanatın gücü

Winston Churchill’in meşhur bir sözü vardır; 2. Dünya Savaşı sürecinde yaşanan ekonomik darboğazda, bir milletvekili “Sanattan kısalım” deyince Churchill’in yanıtı, “O zaman ne için savaşıyoruz ki biz?” oluyor.

Sanat, insanı insan yapar.

Bir virüs bize insanlığımızı hatırlattı. Eve kapanmak bize özgürlüğün kıymetini öğretti. Hastalık sağlığın ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Zor günlerde paylaşmak ve dayanışma göstermek insanlığımızın yol gösterici pusulaları oldu.

Sanat bütün bunları çeşitli biçimlerde bize gösteren bir etkinliktir. İçimizin en derinlerine inerek bize insanı hasletlerimizi hatırlatan bir alandır. Ona sarılırsak savaşlardan, doğaya zarar vermekten, çevreyi kirletmekten vaz geçebiliriz. O zaman dünya daha güzel olur.

Ahmet Özer
Ahmet Özerahmetozer@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
mersin web tasarım

was kostet sperrmüll

İstanbul escortAtaşehir escortPendik escortKartal escortÜmraniye escortKadıköy escortAnadolu yakası escortAvrupa yakası escortMecidiyeköy escortFatih escortFındıkzade escortÇapa escortŞirinevler escortAvcılar escortBeylikdüzü escortHalkalı escortBahçeşehir escortBakırköy escortprivat modelle berlinabu dhabi escortporno izleseks hikayelerisex hikayeleriTwiter link kısaltmak