TEKNOLOJİ İLE YÜZLEŞME « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

TEKNOLOJİ İLE YÜZLEŞME

Bu haber 05 Mayıs 2020 - 16:58 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Teknoloji oligarkları /Metal yakalılar devri

İçinde bulunduğumuz çağa teknoloji ya da dijital çağ diyoruz. Bu çağın egemenleri teknoloji devleri, teknoloji elitleri ve teknoloji oligarklarıdır. Bunlar dijital çağın tepesinde oturuyorlar ve dünyaya kendilerine göre nizam vermek istiyorlar. Öyle anlaşılıyor ki tedbir alınmadığı takdirde bundan sonraki dünyaya (en azından başlangıcına) bu sınıf(lar) hükmedecek.

Yaşamı, yaşamın kodlarını, yönetimlerin demokratikliğini ya da totaliterliğini bunlar belirleyecek. Kim bunlar? Sözgelimi Bil Gates ve etrafı, Rockfeller ailesi, Medici hanedanı, Rothschild ailesi, Vanderbit ailesi, Elen Mask gibi kendilerini diğer insanlardan üstün gören, dev ekonomik olanaklara, büyük teknolojilere sahip kişi, aile ve gruplardır. Bunlar hem kendilerini süper zeki sanan insanlar hem de bu minvaldeki beyinleri kontrollerinde tutan vakıf ve şirketlerdir. Dünyanın giderek dijitalleşmesi bunları öne çıkaracak; yapay zeka, akıllı robotlar, süper zeki insanlar önemli bir yere sahip olacaktır.

Dünya yeniden tasarlanıyor

İnsanlar giderek süreç içinde kolayca kontrol edilecek robotlara dönüştürülecek. Bu salgının bunun sağlanması için bilinçli üretildiğini ileri sürenler de yok değil. Salgının yaratıldığını söyleyenler, virüsün ilk görüldüğü yerin, Çinin Vuhan kentindeki Viroloji Merkezine iki yüz metre uzakta olmasını manidar buluyorlar. Virüs ya bilmeden buradan kaçtı ya da bilerek salındı deniliyor. Nitekim Bil Gates beş yıl önce bir konuşmasında aynen bugünü tarif eden bir salgını dile getiriyor. Rockfeller ailesi Vakfi da daha önce hazırlamış olduğu raporlarda bu pandemiyi tarif ediyor. Bir salgının olması durumunda nelerin olabileceğini tek tek sıralıyor. İster öyle ister böyle olsun, dünya artık eski dünya olmayacak.

Önümüzdeki süreçte dört alanda çatışma olacak:

1) Yetenekliler (Bunlar dijital dünyanın elemanları olacak) ile sıradan insanlar (Bunlar dışlanmışlar olacak)
2) Muhafazakârlar (Bunlar mevcut durumu muhafaza etmeye çalışanlardan oluşacak) ile yenilikçiler (Bunlar dijital dünyayı egemen kılmaya çalışanlardan oluşan gruplar olacak)
3) Devletler ile şirketler
4) Zenginler ile yoksullar.
En tepede de dijital oligarklar bulunacak.

Yeni devlet yapay zekânın yönettiği devlet olacak.

Hatta gelecekte dünyanın dijital yapılar ve yapay zekâ merkezi tarafından yönetileceği varsayılıyor. Robotlara insan özellikleri aktarılırken ne yazık ki insan da robotlaşamaya doğru gidiyor. Burada insanoğlunun yüzleşmesi gereken durum şudur: Robotları biz insanlar yarattık; fakat gün gittikçe bizim yarattığımız robotların bizi yönetme dereceleri artıyor. Tabiri caizse köle ile efendi yer değiştiriyor. Ve yeni Frankensteinler yaratılıyor.

Şimdilik bizler, metal yakalılar diye tabir edilen robotların fişini takıp çıkarıyoruz ama böyle giderse gün gelecek ki tersi mümkün olabilecek. Bu durumda insanoğlunun kendi sonunu kendi elleriyle hazırladığı gerçeğiyle bir an önce yüzleşmesi ve ona göre davranması gerekmez mi?

İşsizlik katlanarak artacak

Peki, bu mesele neden bu kadar önemli? Devlet yönetimi, insanın dönüşümü dışında işlerin dönüşümü de söz konusu. Bir kere bu dijitalleşme ve robotlaşma sonucu son otuz yıl içinde birçok iş alanında dünyanın yarısının işsiz kalacağı öngörülüyor. Çalışan nüfusun yarısı dikkate alındığında bunun birkaç milyar insana tekabül ettiğini söyleyebiliriz. Bu nüfus, küçük bir azınlığı teşkil eden teknoloji oligarkları ve üstün metal yakalılar için işe yaramaz ve gereksiz sayılacaklar. Kafka’nın Değişim romanındaki gibi bu insanlar gereksiz hale geldikleri için bir eşyadan farkları kalmayınca yok edilecekler.

Tek başına bu unsur bile karşı karşıya bulunduğumuz felaketi gözler önüne sermeye yeterli değil mi? Felaket ama kimin için; buna sebep olan oligarklar için değil elbette, işsiz kalacak olan miyarlarca insan için felaket. Hem aç kalacaklar hem de yok olmayla karşı karşıya kalacaklar.

Bu süreç bütün dünyayı kaplayacağı gibi Türkiye’de de tıpkı virüs olayında yaşadığımız gibi şu ya da bu şekilde yaşanacak. İşsiz kalacak olanların, Türkiye’de tekabül edeceği insan sayısı ise 2050’li yıllarda en az 30 milyon civarında olacağı varsayılıyor. Bakın ilerleme dediğimiz şey, teknolojik gelişme uğruna yaptıklarımız bizi nereye getirdi. Küçücük bir virüs bütün gezegeni istop ettirdi. Daha ilerisi daha büyük felaketlere yol açabilir.

Eğitimde fırsat eşitliği son bulacak

Başka bir değişim de eğitimde yaşanacak. Eğitim şimdi denediğimiz gibi, uzaktan, internet yoluyla evden yapılacak. Ne var bunda diyebilirsiniz. Bu tarz eğitimin yüz yüze eğitimin yerini tutmaması bir yana, başka dehşetengiz bir felakete yol açması muhtemel. Telafisi mümkün olmayan bir eşitsizliğe yol açacak. Neden mi? Çünkü her şeye rağmen eğitim asgari düzeyde de olsa, fırsat eşitliğini sınıfta kısmen sağlıyordu ve eşitsizliği de minimum düzeye indiriyordu. Zengin ile fakirin çocuğu aynı okulda hatta aynı sınıfta aynı kitaplarla ders görüp aynı öğretmenden ya da öğretim üyesinden ders alabiliyordu.

Dijital eğitim ile birlikte bu olanak ortadan kalkmış olacak. Zengin zengin donanıma sahip evine, fakir hiçbir olanağa sahip olmayan barınağına gidecek. Ne fiziki mekân, ne elektronik donanım, ne bilgisayar kurulumu, ne de internet erişimi ya da diğer olanaklar aynı olacak. Ne de herkesin kendine ait bir odasının olması bakımından eşit olmayan bir durumla karşı karşıya kalınacak. Zengin dijital eğitimin getirdiği en üst olanaklardan faydalarken yoksul en alt seviyede bile faydalanamayacak. Bu da eşitsizliği artıracaktır. Ayrıca devlet katında ve toplumsal yaşımda ayıklamayı ve dışlanmayı da beraberinde getirecek..

Hukukta süreler durdu

Örnekler çoğaltılabilir. İleriki süreçte duruşmaların artık dijital ortamda yapılabilir hale geleceğini, adliyeye ve mahkeme salonlarına gitme zorunluluğunun ortadan kalkacağını da beklemek gerekir. Bu durumun sadece hukuk alanında değil birçok sektörde evden çalışma sistemine geçiş için bir ön adım olduğunu da unutmamak gerekir. Bu ve benzeri iş kollarında home ofis sitemi ile işveren maliyetini düşürmek adına teşvik edileceği söylenebilir.

Hatta büyük seminer ve kongreler dahi zoom, webinar gibi bu dönemde kullanılan ve keşfedilen sistemler aracılığı ile gerçekleştirilecektir.. Yani toplum her geçen gün biraz daha fazla dijital dünya ile karışacak..

Devletlerin yönetme biçimi değişecek

Bir takım devletler şimdiden izlemeyi sağlayan kimlik projelerini geliştirmiş bile. Deri altına yerleştirilecek çiplerle insanlar sadece kamusal alanda değil özel ve mahrem alanlarda da izlenecek.
Bu çipler, ya da mikro çipler, banka, sağlık gibi konularda hayata geçirilecek çoğu da aşı bahane edilerek takılacak. İnsanlar sağlık ve özgürlük ikilemiyle karşı karşıya bırakıldıklarında ister istemez sağlığı seçecek, böylece toplum ölümle korkutulup sıtmaya razı edilecek ve sürü politikası ile güdülmeye çalışılacaktır.

Sadece bu da değil; insanın vücudundaki organlardan enerji elde edilmeye çalışılacaklar. Merkezi yönetim(ler) istediği anda istediği kişiye ulaşılabilecek, istediği biçimde yönlendirebilecek. Sonuç itibariyle insan çip takıp kontrolü tamamen ele geçirmek istiyorlar. Covit 19 pandemisi bunu test ettiği gibi gelecekte kullanımını da kolaylaştırmış oldu.

Kameralar her yerde olacak

Bu süreçler yapay zekâlı kameralarca izlenecek, bilgiler bir merkezde toplanacak, algoritmalar marifetiyle elenecek, sınıflanacak, listelenecek. Ödül ve ceza sitemi ile vatandaşlara puan verilecek, herkes puanları oranında iyi vatandaş ya da kötü vatandaş muamelesi görecek. Kişi buna göre devletin sunduğu olanaklardan yararlanabilecek ya da yararlanmayacak.

Bankacılık sitemi değişecek

Görünmeyen para paranın yerini alacak. Kripto paranın ve sanal paranın devreye girmesi banka sistemini değiştirecek, bankacılık tamamen ortadan kalkacak. İnsanlar mesajlaşır gibi para transferi yapabilecek.

Dini ritüeller bile değişecek.

Teknoloji dinleri hâkim olacak. İnsanlar on line sistemle günah çıkaracak. Dini mekânlar aynı zamanda toplumsal alanlardır. Bu nevi alanlar toplumsallaşmanın meydana geldiği yerlerdir. Bunun ortadan kalkması kamusal alanın giderek daralması anlamına gelecektir.

Ahmet Özer
Ahmet Özerahmetozer@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
https://www.mansetmersin.com/wp-content/uploads/2021/04/250x300-scaled.jpg