YAŞADIĞIMIZ SÜRECE İLİŞKİN SOSYOLOJİK BİR ANALİZ « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

YAŞADIĞIMIZ SÜRECE İLİŞKİN SOSYOLOJİK BİR ANALİZ

Bu haber 23 Nisan 2020 - 15:41 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Bugün için “Korona Virüsünün” 6 temel boyutu ile karşı karşıya insanlık. Bunlar;
1-Hastalık yanı
2-Uluslararası (küreselleşme) boyutu
3-Korku ve Panik etkisi
4-Ekonomik etkileri
5-Dijitalleşme ve
6-Sosyal yaşam boyutudur.

1-Hastalık Yanı:
Hastalık boyutu ile ilgili tıbbi tedbirler araştırılıyor. Bilimin bu denli geliştiği bir çağda sonuç alıcı bir tedavi bulunmaması manidardır tabi. Ama bu bir yana, korku ve panik yerine tedbirli olmak, hijyene dikkat etmek gerekiyor.

Lakin yaşadığımız her dakika krona olmadan da vücudumuzda binlerce sağlıklı hücre binlerce mikropla/virüsle mücadele halinde zaten. Eğer virüsler/mikroplar kazanırsa hasta oluyoruz; sağlıklı hücrelerin üstün gelmesi durumunda ise sağlıklı olarak yaşamımıza devam ediyoruz. Pata durumunda ise ateşimiz çıkıyor. Sonucu yardımcı kuvvetler belirliyor (devrim – karşı devrim gibi).

Sağlığın yardımcı güçleri moral, temiz bir yaşam ve keyifli sosyal ilişkilerdir, gülebilme yeteneğidir. Virüs ve mikropların yardımcıları ise stres, korku, kaygı ve paniklemektir.

Gariptir ki medya paradoksal olarak bugünlerde tam da buna hizmet ediyor. İnsanın aklına şu geliyor: Acaba bazı egemen güçler kendilerince bir takım sonuçlara ulaşmak için bile bile mi bunu yapıyor/yaptırıyor.

Güç zehirlenmesine uğramış makyavelist, neronist ve faşizan kurum ve kafalar için bu olmayacak bir şey değil. Olaya bir de bu gözle bakmakta yarar var, çünkü büyük oyunu ancak kobay gibi gördükleri milyonların birlikte hareketi bozabilir.

2- Uluslararsı Küreselleşme Boyutu:
Hastalık yaklaşık 158 ülkeye ulaşarak neredeyse bütün dünyayı kaplayan (pandemik) bir hal aldı. Bu durumda başta Birleşmiş Milletler Sağlık Örgütü olmak üzere küreselleşmenin getirdiği ulusüstü kuruluşların, ekonomik, çevresel ve hatta siyasal örgütlerin devreye girerek etkili ve sonuç alıcı tedbirler alması lazım. Bunun yerine her ulusun içe kapanarak kendi yağı ile kavrulduğu bir manzara ortaya çıktı. Bu da küreselleşmenin çözüm kapasitesininin olumsuzlukları yayma kapasitesi kadar gelişmediğini gösteriyor ve küreselleşmenin insanlığa mutluluk getirmeyeceği tezlerini ispatlamış oluyor. Dünyamızın bu yönüyle büyük bir boşlukla karşı karşıya olduğu ve yeni bir kosmogenia’ya (büyük anlatıya) ihtiyaç olduğu aşikar.

3- Korku ve Panik Etikisi:
İşin en kötü yanı yaşanan panik ve yayılan korku ile yaratılan toplumsal travma. Panik, korku sarmalını yaratır, korku sarmalı toplumsal felce götürür ki ortaya çıkan bu sonuç, sebebin kendisinden daha tehlikeli bir durumdur.. Böyle giderse dünyaya kaos ve belirsizlik hakim olacak. Bu da en çok dünyayı kendilerine göre dizayn etmek isteyenlerin işine gelir. Çünkü kaos ortamında korku egemenin kullandığı kırbaçtır. Kitleleri istedikleri yöne doğru bu kırbaçla sürmeyi isteyen kudret ve servet sahibi kötü niyetli kuruluş ve kişiler bunun için her zaman pusuda beklerler. Onların oyununa gelmeyelim. Bizi ölümle tehdit edip sıtmaya razı etmek istiyorlar. Ya ölüm ya kölece yaşam. Sağlıktan vazgeçmediğimiz gibi özgürlükten de vazgeçmeyelim. Biri ölümü öbürü esareti getirir. Ya biri ya diğeri değil, ikisini de rededlim; bunun yerine hem sağlıklı hem de özgür yaşamayı istemeliyiz. Bu insan olmanın onurundan kaynaklanan en temel hakkımızdır.

4-Ekonomik Etkileri
Bir pandemik virüsle küreselleşme resmen çuvalladı. Durum burda da kalmayacak; küreselleşmenin temel dayanağı olan mal, hizmet ve insanların açık kapı politikasıyla serbest dolaşmasının sekteye uğraması onu büyük bir krize sokacaktır. Dünya zaten bir krize doğru gidiyordu şimdi küresel ekonomik anlayışa uymayan içe kapanma uygulamarı çok sayıda firmayı batıracak ve krizi boyutlandıracaktır. Sadece firmalar değil ekonomisi kırılgan ve zayıf devletler de sarsılacaktır.

Ne ki bulaşmada sosyal adaletçi davranan, zengin fakir ayırmayan virüs, ekonomik krizde zengini daha zengin yaparken fakiri daha da fakirleştirecektir. Kimi ekonomik kurumlar ve servetler el değiştirecektir. Böylece baskıcı ve otoriter rejimlere gün doğacak, kendi iktidarlarını daim etmek için her türlü anti demokratik uygulamayı virüs ile meşrulaştırmaya çalışacaklar.

5-Dijitalleşme Boyutu:
Hızal etkileri her geçen gün daha da belirginleşen dijital bir çağa geçiyoruz. Tarım imparatorlukları zamanında toprak, sanayi döneminde hammede ve pazara hakim olamak önemliydi. Şimdi ise artık endüstri 4.0 çağı ile bilgi teknolojileri dönemini yaşıyoruz, burda ise beyin ve zihin önemli.. Dolayısıyla toprak fetihleri ve pazar egemenlikleri çağlarından sonra uzayda iletişim devriminin gerçekleşmesi ile birlikte şimdi zihinlerin fethinin yaşandığı bir çağdayız.

Kapitalizm yaşadığı birinci büyük krizden sonra ulusal sınırlar içinde doygunluğa ulaşan sermayeyi başka yerlere transfer ederek kendini sürdürmeye çalıştı. Aslında sermaye ile birlikte hammadeleri tükenmeye yüz tuttu, geleneksel pazarları da doyuma ulaşmıştı. Yanısıra antibiyoriklerin çocuk ölümlerini azaltması ile nüfu birden artmaya başladı. İşte sermaye karlılık arayışı ile birlikte yeni hamamde ve pazar arayışı ve fazla nüfusun başka yerlere akıtılması emperyalizmi doğrurdu. Pahalı bir metod olan fetihçi ve işgalci emperyalizm çağın ruhuna uygun biçimde kılık değiştirerek küreselleşmeyi doğurdu. Küreselleşmenin de sürdürülebilir olmadığı kapitalizmin içine girdiğimiz dördüncü büyük krizi ile anlaşılacak ve küreselleşme de sonlanacaktır.

Şimdi konunun can alıcı kısmına gelelim. İnsanı araç olarak gören kapitalizm dört nedenle insana ihtiyaç duyuyordu: 1).Fabrikalarda üretim için, (artık bu ihtiyaç robotlar tarafından karşılanıyor) 2).Savaşlarda kendisi namına dövüştürmek için (artık insansız savaş makineleri, güdümlü füzeler vs ile yapılıyor bu işler.) 3-Hizmetler sektöründeki işler için (artık sürücüsüz arabalar, robot doktorlar, mahkemeler, muhasebeciler vs dönemine geçiliyor) Yeni dijital dünya bu üç ihtiyacı da artık makinelerle (robotlarla) haleder hale geliyor. 4) Tüketim için. İşte henüz buna bir çözüm bulunmuş değil. Onların ürettiği malları satın alacak, karlarına kar katacak tüketiciler gerekiyor, henüz bunu ikame edecek bir şey bulunmuş değil. Bunun için onlara yeni bir çözüm gerekiyor. Buna da çözüm bulduklarında dünya üzerindeki nüfusun üçte ikisinin gereksiz olduğuna karar verip itlaf etmekten geri durmayacaklardır!

Evet dijital bir çağda hızla ilerliyoruz. Artık makineleri üreten makineler çağındayız. Daha da ötesi artık makineler insanlaşıyor ve insanlar da giderek makineleşiyor. Algoritmaların yöneteceği bir yöne doğru gidiyoruz. Sadece üretim, savaş, iş yaşamı dijitalleşmiyor; eğitimde, sağlıkta, sosyal ilişkilerde hatta aşkta bile bu gelişmeler yaşanıyor/yaşanacak. Kimilerin ileri sürdüğü gibi bu corona virüsü bu geçiş süreci için bir test mi? Olablir, ama henüz bunu demek için erken. Sonuçlar nasılsa gösterecek.

6-Sosyal İletişim ve İlişkiler:
Sosyal ilişkilere gelince; şu kadarını söyliyeyim, bizi hayvanlardan ayıran en temel yönümüz sosyal bir varlık olmamızdır. Bunu bizden almalarına izin verdiğimiz gün güdülen sürülere döneriz. Çünkü yeme, içme, beslenme gibi zorunlu ve doğal ihtiyaçlar ile cinsellik gibi doğal ama zorunlu olmayan ihtiyaçlar hayvanlarla ortak yönümüzdur. Ne doğal ne de zorunlu olmayan sosyal ve kültürel ilişkilerdir bizi diğer canlılardan ayıran. O yüzden bizi insan yapan bu yanımız saldırı altında olduğunda onu savunmak için mutlaka savaşmalıyız, mücadele etmeliyiz.

7-Sonuç
Sonuç olarak şununla bitreyim: Çetin Altan’ın o meşhur deyişi şimdi hepimize gerekli: Enseyi karartmayalım ve umudu yitirmeyelim. Çünkü bir insan parasını kaybederse bir şeyini kaybeder; sağlığını kaybederse çok şeyini kaybeder, ama umudunu kaybederse herşeyini kaybetmiş olur. Her koşulda Umudu diri tutmak gerekir.

Yüreği sevgi barış dolu güzel insanlar, umut hiç bitmeyen bir bahar mevsimidir, içinde karda yağar fırtınada kopar ama çiçekler hep açmaya devam eder..

Ahmet Özer
Ahmet Özerahmetozer@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
mersin web tasarım

was kostet sperrmüll

İstanbul escortAtaşehir escortPendik escortKartal escortÜmraniye escortKadıköy escortAnadolu yakası escortAvrupa yakası escortMecidiyeköy escortFatih escortFındıkzade escortÇapa escortŞirinevler escortAvcılar escortBeylikdüzü escortHalkalı escortBahçeşehir escortBakırköy escortprivat modelle berlinabu dhabi escortporno izleseks hikayelerisex hikayeleriTwiter link kısaltmak