YENİ FRANKENSTEİN’LER YAŞAMADAN…! « Manşet Mersin | Mersin Haber Sitesi

SON DAKİKA
Mersin Büyükşehir Belediyesi

YENİ FRANKENSTEİN’LER YAŞAMADAN…!

Bu haber 12 Mayıs 2020 - 15:00 'de eklendi ve 20 kez görüntülendi.

Yapay zekalı robotlar gelecek

Yeni yapay zekalı robotlara ve dünyayı yönetmeye aday algoritmalara geçmeden bize ibretlik bir ders sunan Frankenstein’nin hikayesini hatırlatmak isterim. Frankenstein hikâyesi aslında kibrin insanoğlunu götürdüğü yeri ve insanoğlundan alınan öcü göstermesi bakımından derslerle yüklüdür.

Frankenstein’nin laneti…!?

Dr. Victor Frankensten elektriğin tıpta kullanılmaya başlandığı 19. Yüzyılın başında kadavralardan topladığı parçalarla insanüstü ve ölümsüz bir insan yaratıp canlandırır. Lakin yaratığı varlığı sonunda zaptedenez hale gelir. Daha sonra onun adıyla anılacak bu ucube varlık (Frankenstein) hem kendisinin hem ailesinin hem de çevresinin felaketine dönüşür. (Frankenstein’in Hikayesini başka bir yazıya bırakarak konumuza dönelim)

Soru şudur: Şimdi içinde bulunduğumuz çağda yeni Frankensteinlerle karşı karşıya kalabilir miyiz? Soru budur ve asıl tehlikede burada yatıyor.

Yeni Frankenstein’lere doğru mu gidiyoruz…!?

Sapiens adlı yapıtın yazarı Nuval Harari, böyle giderse gelecekte dört canlı türü ile karşı karşıya kalabiliriz, diyor:
1) İnsan
2) Genetiği değiştirilmiş bir çeşit GDO’lu insanlar (Yeni Frankenstein’ler)
3) Siborglar
4) Yapay zekâlı robotlar.

Bu gelişmeler devam ettiği taktirde güç insanlardan algoritmalara geçecek. Üretim ve tüketim tarzı ve biçimi tamamen değişecek; yeni işler, yeni profesyonel kastlar, yeni özel sınıflar ve yeni tür büyük işsizlik dalgaları ortaya çıkacak.

Eski semavi dinler de önemini yitirecek…

Ömür uzatan, ölümsüzlük peşinde koşan yeni dinler artık Ortadoğu’dan değil, Silikon Vadisinden, “Tekno Dinler” şeklinde ortaya çıkacaklar.

Dünyayı bekleyen beş büyük tehlike…!?

Böyle bir durumda dünya beş büyük tehlike ile karşı karşıya diyebiliriz:
1) Yeni Frankenstein’lerin saldırısı
2) Covit 19 gibi virüsler ya da biyolojik silahlar
3) Cern benzeri bir deney sırasında meydana gelecek büyük bir patlama
4) İklim değişikliği ve
5) Nükleer savaş.

Bir tek virüs ile neler yaşadığımızı hepimiz yaşayarak gördük. Bunlardan birkaçının bir arada yaşandığını düşünün; bu da dünyayı insanoğlu için yaşanmaz hale getirmez mi?

3 milyar insan işsiz kalacak

Sadece bunlar da değil, daha bu son gelmeden, algoritmaların devreye girmesiyle insan soyu işsiz ve tatminsiz kalacak. Küçük seçkin bir zümre her şeyi tekeline alıp yönetirken; arabaları otomatlar sürecek, ameliyatları robotlar yapacak, defterleri makineler tutacak, fabrikalarda sadece makinalar çalışacak. Şoförler, doktorlar, muhasebeciler, fabrika işçileri ilk elden işsiz kalacaklardan olacak. Çok değil 2030 yılında 3 milyar insan işsiz kalacak. Bu bile insanoğlunun kıyameti, kavgası için yeterli değil mi? Yeni sınıflar, yeni kastlar ortaya çıkacak. Kitleler önemsizleşecek, az sayıda profesyonel bilgisayar ve yazılım uzmanı dünyaya hükmedecek.

Kitleler ekonomik ve siyasi güçlerini kaybedince ultra vahşi kapitalizm onları bertaraf etmenin yollarını arayacak. Vahşi kapitalizm için kitleler iki bakımdan önemli idi:
1) Savaşmak için
2) Üretmek için.
Şimdi savaşlar da üretim de makinelerle yapıldığına göre artık onlara ihtiyaç olamayacak, önemsizleşecekler.

Peki, kısa sürede işsiz kalacak ve sayıları milyonlara, hatta milyarlara ulaşacak (Dijatal Oligarklara göre artık işe yaramaz kategorisine atılacak) insanlara ne olcak; hiç düşündünüz mü? Düşüncesi bile korkunç.,,

Çözüm nedir?

İnsanoğlu bu gidişatı bir “U Dönüşü” ile durduramazsa kendi kıyametini kendisi yaratabilir.
O yüzden;
1) yeşil doğa,
2) temiz ve tükenmez enerji ve
3) gıda güvenliğini bu yüzyılın en temel üç sorunu olarak öne çıkmaktadır.

Tabi hem bu gidişata dur demek hem de yukarıdaki üç hedefe ulaşabilmek için;
1) kendi türüyle ve doğa ile barışıklık,
2) insanı önceleyen teknoloji,
3) yaşam biçimini insanileştiren hoşgörü ve de
4) bunları gerçekleştirecek insani yeteneklere ve cesarete ihtiyaç var.

Üç alan teorisi

Bu durumda çözüm iki noktada düğümleniyor: Bilimkurgu değil, bilimde ve sanatta ve de bunları temellendiren felsefede…

Schiller “insanı yaratan doğadır, insan eden ise sanattır” diyor. Sanat var olan dünyaya karşı bir öfke uyandırır, politik bir duygu olarak öfke. Ama bununla da yetinmemeli. Bu dünyanın yıkımına yönelik karşı duruşla ilgili bir arzu da uyandırmalı…

Sanat ve yaratı olmazsa anlamsızlık insanoğlunu nihilizm girdabına sürükleyebilir. Sanat mağduru isyankâra, mağdurun ıstıraplarını adil bir dünya umuduna dönüştürür.

Oysa var olan dünya bizlere mümkün olan dünyaların en iyisiymiş gibi sunuluyor. Daha da kötüsü, sunulan bu dünya memnuniyetle kabulleniliyor. Buna rıza gösterilmemeli itiraz edilmeli..
Sanat buna itiraz eder ve itirazını “bütün zamanların hoşnutsuzları” adına dile getirir.

Umut daima umut;

Sanat ve bilim var oldukça umutsuz olmamak lazım. Konfüçyus’u anarak bitirelim bu yazıyı: Bir insan parasını kaybederse bir şeyini kaybetmiş olur. Onurunu kaybederse çok şey kaybeder. Ama eğer umudunu kaybederse her şeyini kaybetmiş olur. İnsanoğlunun umutlu olması için hala çok şey var elinde…

Ahmet Özer
Ahmet Özerahmetozer@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
mersin web tasarım
mersin web tasarım

was kostet sperrmüll

İstanbul escortAtaşehir escortPendik escortKartal escortÜmraniye escortKadıköy escortAnadolu yakası escortAvrupa yakası escortMecidiyeköy escortFatih escortFındıkzade escortÇapa escortŞirinevler escortAvcılar escortBeylikdüzü escortHalkalı escortBahçeşehir escortBakırköy escortprivat modelle berlinabu dhabi escortporno izleseks hikayelerisex hikayeleriTwiter link kısaltmak